
Nowhere Man, TSSB ile boğuşan eski bir paralı asker olan Lukas’ı, gürültülü bir kentin kıyısında, hurda toplayıcılığı yaparken takip ediyor. Gündüzleri tepetaklak bir karavanın arkasında, sokak sokak gezer; kırık tenekeler, eğrilmiş demirler ve kimsenin dönüp bakmadığı parçaları toplar. Geceleri ise evsizler barınağının sessiz atölyesinde, metal işleme becerisiyle bu hurdaları heykellere dönüştürür. Satılan her heykel, birine sıcak yemek, bir diğerine temiz bir yatak, belki de bir sabah daha anlamına gelir. Lukas içinse her kıvılcım, çelikte mühürlenen bir anı; her kaynak sesi, geçmişinin gölgesindeki bir çığlıktır.
Eğer derine inen, görsel dili güçlü, kalbi kırık ama onurlu bir karakteri izlemek istiyorsanız, Nowhere Man sizi çekecek. Final jeneriği akar akmaz, metalin o soğuk ışıltısı bir süre gözünüzün önünden gitmeyecek. Benim puanım: “Hurdanın içindeki altın” skalasında, net bir üst dilim.
1 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap