
Death of Bunny Munro, kapı kapı kozmetik satarak hayatını çevirmeye çalışan, içindeki boşluğu parıltılı şişeler ve tek gecelik kaçışlarla dolduran Bunny’nin, karısı Libby’nin ani ölümüyle darmadağın olan dünyasına saplıyor. Libby’nin ölümünün hemen ardından Bunny, ilkokul çağındaki oğlu Bunny Jr.’ı alıp Brighton’a, yani kendi gençliğinin ve hatalarının deniz kokulu sahnesine doğru yola çıkar. Bu bir baba-oğul yolculuğu; evet. Ama aynı zamanda suçluluk, bağımlılık, yas ve bastırılmış arzuların kıyıya vuran dalgalarıyla yüzleşme hikâyesi.
Orijinal not: “Kıyı rüzgârı gibi—acımasız, dürüst ve kendine has.” Bazen karanlık, bazen tuzlu bir şaka: Bunny’nin sattığı parfümler ekrandan neredeyse taşacak; keşke bazı anlarda ‘kapağını sıkı tutsaydı’ dememek zor. İzlerken yakalanacağınız duygu karışımı şöyle: bir doz gerilim, bir doz kara mizah, iki doz insanlık hâli. Eğer yol hikâyelerini, karakterlerinin içine doğru kazıyan dramları ve taş gibi atmosferi seviyorsanız, bu mini dizi “oynat”a bastığınız anda sizi Brighton rüzgârıyla savurmaya hazır. Not: Yanınıza bir hırka ve biraz cesaret almayı unutmayın.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap