
Yıl 1878. Meiji döneminin sert rüzgârı esmiş, kokuşmuş feodal yapıyı söküp atmış, samurayların statüsü bir gecede tarihe karışmıştır. Eski efendilerini, rütbelerini, hatta isimlerini bile kaybeden 292 “düşmüş” samuray, gizemli bir davetle Kyoto’ya çağrılır. Tenryū-ji Tapınağı’nın gölgeli avlusunda, tilki maskeli bir “Hakem” (oyunun efendisi) önlerine üç kural koyar: Onurun kadar zekânı da kullanacaksın; ittifak kurabilirsin ama güvenmeyeceksin; ve her düellonun bir tanığı, her zaferin bir mührü olacak. Oyun basittir: Ayakta kalan son kişi 100 milyar yen talep edecek ve yeni Japonya’da kaderini baştan yazacaktır. Ama bu para sadece bir ödül değil, ülkenin değişen ruhuna sürülen bir mühürdür.
Şaka değil, telgraf tıkırtısının gerilim müziğine dönüştüğü an var; “kılıç sahnesi kadar telgraf sahnesi mi olur?” diyorsunuz, oluyor. Çünkü bu dizi, kavganın yalnızca çelikle değil, bilgiyle verildiğini hatırlatıyor. Favori repliğimi bırakıyorum: “Kılıç, sahibinin hikâyesini kesebilir mi?” Bu sorunun peşinden gittiğinizde, finalin ağırlığı sizi koltuğa mıhlıyor.
1 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap