
Belçika, 1980’lerin başı. Genç Jan Laureys’in tek hayali dünyayı görmek, hayatın tadını çıkarmaktır; ama aile geleneği onu başka bir yola iter: İsteksizce de olsa jandarma olur. Üstelik babası da rütbeli bir jandarma subayıdır ve Jan’ın “doğru yolu” seçtiğine tam güvenmektedir. Jan, klasik disiplinli polisliğin içini kemiren bürokrasi ve yavaşlıktan sıkılırken, karşısına “Amerikan yöntemlerini” benimseyen yeni ve modern bir birim çıkar: CDI. Üniforma yok, bürokratik zincir yok; sokakta eriyen, hedefe kilitlenen, gerektiğinde kuralı esneten bir ekip. Hatta öyle ki, kışla avlusunda modaya uygun kıyafetlerle geçit yapıp “biz buradayız” diyorlar. Jan, tereddütsüz başvurur.
Özetle: Suç dramalarını seviyor, 80’ler estetiğine göz kırpıyor ve “iyi polis–kötü yöntem” ikilemini cesurca deşen yapımları arıyorsanız, bu dizi listenizin üst sıralarına kurulmalı. Ve bir not daha, Bob’un kulaklara küpe cümlesi benden: “Kural kitapları, fırtınada ıslanan haritalar gibidir; yine de pusulasız yola çıkılmaz.” Şimdiden iyi seyirler. Eğer işler ters giderse—ki gider—suçu bana atmayın; ben sadece anlatıcınızım.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap